22 Haziran 2012 Cuma

sür manşet!


eski ve ahşap bir evin köhne odalarını kol geziyordu kızıllık.. rutubet kokulu duvarlarına ait çizgilerle birlikte, nemli ve soğuk olmasına rağmen bir ışık hüzmesi pencerenin kenarından sızıyordu içeriye... cam olduğu gibi kaplıydı eski yıllara ait gazete küpürleri, eskiye ait haberlerle dolu bi oda dolusu resim.. gözüne bir haber ilişti; zaman bir on yıl öncesine aitti..

ailesi tarafından terk edilmiş yaşlı bir çift elele eski ahşap bir evde ölü bulunmuştu.. ne garipti. garip olan habercilerin peşinden koştuğu ve haber niteliği taşıyan kan gölüne çevrilmiş bir oda değil, onların yüzündeki tebessümdü.. ne yaşamışlardı ki yüzlerinde bu gülümseme kalmıştı habercilerin yakalayamadığı oysa tüm hayat boyunca peşinden koştuğun ve yakalamaya çalıştığın o tatlı tebessümleri.. işte esas haber onları birlikte yaşamaya ve yaşlanmaya ahd etmiş o tatlı gülümsemeleriyle.. ne olursa olsundu.

bu evi tutalım.. rutubet ve nemli olmasına rağmen gazete haberindeki yaşlı çift hatrına bir gülümseme de bize armağan ederlerdi belki, kim bilir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder