kalabalıklar içinde yalnız olmak..
insanın hem çok özlediği hem de uzak kalmak istediği yalnızlık... hem en
uzağında hem de en yakınında olsun ister her daim... ne zaman arzu etse
yanında bir dost eli görmek... ne zaman ihtiyacı olsa omzuna başını
yaslamak ister. bunun zamanını iyi belirlenmemiş hallerde gelişigüzel
hayatımıza serpiştirdiğimizde bunalırız işte ve tam o zaman sorun olur
içimizde kalabalığın ve keşmekeşin ortasında buluveririz bir anda
kendimizi. kalabalıklar üstümüze üstümüze gelir o an bir yığıntı
halinde;
etrafında binlerce kişi olsa ne yazar?
binlerce kişi emrinde olsa ne yazar?
binlerce kişi senin emrine amade bile olsa insan bu hissiyatı duyabilir
ve o an onun için günlerin geçmeyeceği kadar zor olan saatlerin
dakikaların saniyelerin hatta gözünde büyüyüp bir yıl gibi geleceği
zamandır.
dost elinin yanında olmasa da her daim omzunda olduğunu hissetmek güzel,
ya da kötüdür onun yanında olmasa da elini çekmiş olduğunu bilmek.
zaten ne verebiliyoruz ki hayatta birbirimize gerçekten?
neyimiz var ki güler yüzümüz, merhametimiz, sevgimizden başka? oysa ne
kadar da cimriyiz bu konuda, ne kadar da benciliz, ne kadar kıt, ne
kadar tahammülsüz. burnumuzdan soluyoruz en küçük bir şeyde?
kızgınlığımız tavan yapıyor en olmadık şeyde;
hani örtmek ayıp ve kusurları?
hani affetmek hata ve yanlışları?
hani güvenmek?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder