"hayat kısa,
kuşlar uçuyor."
dedi ve indirdiği gözlerini hiçbir zaman tam olarak bakmadığı
maviliklerden aşağı doğru... ne demek istemişti tam olarak kimse
anlamadı, anlaşılmadı, anlaşılamamıştı.
bir hiçlikten diğerine doğru koştururken zamanı durdurmak istemiş,
olmamıştı... koştururken ayağı takıldı sendeledi sadece... cünkü
düştüğünü ne hayal etmek ne de düşünmek istiyordu. düşse bile çabucak
kalkıp 'acımadı ki' diyordu...
zaman artık hiç olmadığı kadar yavaş geçiyordu, onca koşturmasına
rağmen... her gün güneşin doğması ve her akşam batması arasında sadece
on dakika kadar olmasına rağmen aynı günü yaşıyordu defalarca,
defalarca... aynı günü ve aynı dünü yaşıyordu. zaman içinde kaybolmuş
gibiydi. takvim yaprakları da olmasa hani yemin bile edebilirdi her gün
aynı pazartesiyi yaşadığına.
kafasını tekrar kaldırdı, güneşin aydınlığı kör edercesine parlaktı.. ve yine kuşlar uçuyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder